12 Ekim 2013 Cumartesi
Günlük
Dün tıp hayatımın ilk günüydü.
Marmara üniversitesi Haydarpaşa kampüsüne daha önce gelmiştim fakat ,şimdi ne amfinin yerini biliyordum , ne toplantı odasının , ne de konferans salonunun . Kaloriferin orda bekledim ve herkes yavaş yavaş geldi. Sonra konferans salonuna geçtik.
Saygı duruşu , dekandan açılış konuşması
ve anlam veremediğim
tıp mı mühendislik mi konusu..
mühendislik hakkında düşündüm , tam da tıbba odaklanırken
bu arada , odtü reklamı da etkiliydi. içinden trende , yolda geçse gibi laflar , ve sonda belirtilen 550 puan , evet etkilendim.
Etrafı inceledim.
Okulu tanıdım, sınıfın kağıt üzerinde gördüğüm ama, görmeden varlığına inanamadığım elemanlarnı , öğrenci ve öğretmenlerin gözlerindeki enerjiyi gördüm. Durdum ve etrafıma bir baktım, hepsi belli zorlukları geçerek buralara gelmiş, zeki yaklaşık 160 öğrenci . Hazırlık sınıfından tanıdıklarım ve ilk defa gördüklerim.. 93 , 94 ve 95 liler, ve aramızda olduğunu bildiğim bir 91 li..Belki de sandığımdan da karışık bu meseleler . Düşündüm , çıkmayan sakal, büyümeyen göğüsler hakkında düşündüm . Konferansta konuşan ve gençlik fotoğrafından daha genç görünen o sarışın profesörü düşündüm. Hayranları gördüm , ilk bakışlara dikkat ettim . Başkasına kendisinden fazla değer verenlerlerle , kendisine olduğundan fazla değer verenlerin zıtlığını düşündüm .Sonra tadını çıkartmaya çalıştım güzel günümün. İnsanlara gülümsedim. selamladım.
Bazılarınaysa yapamadım.Zorladım. Olmadı. tipine alışamadığım bu tiplerin , kendilerini affettirebilmek için zamana ihtiyaçları vardı.
Sonra amfiye girdim . Deniz manzarasının amfiden görültüğünü görünce 6 ay sonra bu binadan ayrılacağımıza düşündüm ve üzüldüm.
Sonra o adam geldi . Top sakallı adam. Tıp 3 yıl adlı vidyoda gördüğüm, ve o vidyodaki dalga geçilen hoca olduğunu düşündüğüm , neşeli , kendi kendine gülen adam. Bir de ön sıralarda üst sınıflardan birsürü de öğrenci... Hatırlamadığım birkaç konuşma ve kulüp tanıtımı...
2. sınıftan okulu benimseyenleri gördüm . Dünkü çömsün diye düşünenleri farkettim. Sonra okulu gezdirdiler bize, 15 kişilik ekipler halinde. Bildiğimiz, ya da tabelasını okuyabildiğimiz şeyleri anlatmaları karşısnıda , Tutamadım kendimi , dalga geçtim. Burası merdiven arkadaşlar, isteğinize göre çift taraflı çalışabiliyor. Alttan üstte ve üstten alta. Katlar arası geçişlerimizi buradan yapıyoruz , ve işte şunlara pencere diyoruz, binaya güneş ve hava gelmesine yarıyor. Pencerelere yalaşmayalım arkadaşlar, düşebiliriz. Ailelim bizi düşelim diye yollamadı buraya değil mi , tıp okuyalım diye yolladı , eühühehüeh..
Sonra sorular sordum üst sınıflara. Samimi sorular.
Soru çalıyorlar mıydı?
Okula gelmeli miydi?
Pişman oldukları birşey var mıydı?
Geriye dönüp bakmalarını istedim..
Bazılarını garipsediler sorularımı.
Belki de öğreneceklerdi , daha zamanları vardı.
Sonra kulüpleri düşündüm , tüm bu sosyallikleri , aktiviteleri.. Bunlar, normal öğrencilerin normal kalabilmek için yapmak zorunda oldukları şeyler değil miydi?
Çünkü beyaz tavşanı görmüştüm ben, kimsenin görmediği beyaz tavşanı . Yarışılmaya değecek te rakip.. Sonra kendimi düşündüm , beyaz tavşanı takip edebilecek miydim?
Çok eksiktim, tavşana göre çok yavaş. Herkesin öyle olduğunu tahmin etsem bile , bu korkumu geçirmekte , başkalarında olduğu gibi işe yaramıyordu.
Dostum nasılsın dedi arkadaşım?
-iyi , hep bir potansiyel var dostum. Bir potansiyel ..
-------
Bugün okulda , modül dediğimiz pdö(probleme dayalı öğrenim) pratiği yaptık ve pdö sisteminin ne olduğunu anlamaya çalıştık. Sistemi çok etkili bulduk , memnun kaldık. Daha iyi bir eğitim nasıl olabilir diye düşündüm .Herhalde daha çok modülle..
Öğrencilerin iyice kaynaştığını gördüm , sevinçliydik hepimiz..
Günümüz geçti işte . Şuan saat neredeyse 2, günlüğümü yazıp yatıyorum. Açtığım filmi beğenmedim, aids ve eola hakkındaydı.. Yarısında kapatıp yatacağım.. Sanırım yarın gerçek bir ders göreceğiz.
---
Okulun son 3 günü, korkularımı canlandırdı. Korkular , 12 yıllık eğitimden kaynaklanan korkular , korkular , maskelerden , tabelalardan kaynaklanan korkular.. Gerçek olmasını istediğin şeyin , gerçek olmaması korkusu , tiyatroyu sevmeme sebebim..ingilizce kelimeler teker teker çiğnenirken hocanın ağzında , canlandı korkularım, , acı olansa , bu manzaranın kimsenin kalbimizi ürkütmemesiydi .. En arka sırada bir gözyaşı süzüldü , artık ön sıralara yaklaşmak istemeyen birinin gözünden bir gözyaşı, ve zihnimde bir diziye verilen ad anlam kazandı.Arka sıradakiler.
Uyku pozisyonu aldı bir beden , bir kafa , kola indi.
Saçmalamak istiyordum. Ayağa kalkıp bağırmak , ya da dans ederek yürümek anfide. Ne diyeceklerdi , bunca saçmalığın arasında benimkini mi göreceklerdi. Okula gelmemek fikri , kafama çoktan geldi, ama hem erkendi , hem de ev sıkardı adamı...Birşeyler yapmalı, baş etmeli bu durumla , bir şeyler yapmalı , aşmalı...
Düşünmeye başladım , ve dinlemedim o dersi..ilk kırk dakikası boş geçen dersi , kalan dakikalarda da ben dinlemedim.
Hayır hoca yanılıyordu, çünkü biz aptal değildik yemedik. Ne mikrofonun arkasına saklanabilirdi , ne de sistemin , öyleyse bırakmalı ,herşey yolundaymış gibi davranmayı bırakmalı..Anlatamıyordu işte, ya da anlamıyorduk ne farkeder..
Ne yani dedim kendi kendime , bir sen mi okuyorsun sanki burda. Bak , kimse bir şey diyor mu ?Hem kaç senedir , kaç mezun verdi bu okul ? Sonra karar verdim . Devam edecektim derslere, ama farklı bir şekilde , herkesten farklı ..Ama örnek alabilirlerdi beni , ya da komik bulabilir , ama devam etmeli derslere.
Dua ettim Allah'a, çok içten bir dua, çaresizlik anında yapılmış bir dua , allahım ülkemizi bu durumlardan kurtar, bize bir yol göster.
amin.
münazara kulübüne kaydoldum.
Biraz burs peşinde koştum.
Cuma namazını kıldığım için , öğle yemeği yiyemedim , üstelik derse de geç kaldım. Saygı dedim, özgürlük dedim , böyle olmaz. Böyle ülke olmaz!
Hafta sonu memlekete döndüm , yağmurlu , nemli bir havaydı.
Çok kitap okudum hafta sonu , NooK'umu birkez daha sevdim. Nooku kaybemek hakkında bende bir fobi oluştu, sık sık çantamı , nook için kontrol eder oldum.
Islak çimenlerinde yürüdüm memleketimin , anneme sarıldım , resmiyeti biraz aşıp babamın elini öptüm ve geç de olsa kardeşimi de öptüm . Kafamı dağıttım biraz.
Komşuya yardım ettim. Komşunun çocuğuna oyun açtım. Ve bu küçük çocuğun beni ne kadar çok sevdiğini farkettim. Oyunları da. Farkettim ki interneti en iyi o kullanıyordu dünyada.. 4 yaşından beri takip ettiğim bu çocuk , 5 yaşında yazmayı , öğrenmişti , ve ilk yazdığı kelime oyundu. Kalemle yazmadı onu , google'a yazdı. Artık kendi kendine oyun açıp oynayabiliyordu bu çocuk , sonra teker teker başka kelimeler yazmayı da öğrendi.. benten yazdı, tusubasa oyun , boyama yazdı. Annesinden duydum , artık yazmıyormuş çünkü , konuşarak arama özelliğini keşfetmiş.
Oyun, nasıl da öğretici olabiliyor diye düşündüm. Ve kendimi düşündüm , 7 yaşında strateji oyunu oynayan kendimi. Ve öğrendiğim ilk stratejimi , oyunun başlangıcı , ve korkunç, kırmızı düşmanları. Oyunda iyi olduğum nokta , ekonomiyi düşündüm. Belki de ekonomi okumalıydım dedim , ama zamanında hiç ilgilenmemiştim. TM den girildiğini bilecek kadar bile .
Pazar günü geldim , biraz ingilizce çalıştıktan sonra , film açtım, yok , mutlu etmiyordu beni , kapattım. ve yazmaya başladım. saat şuan 1.52 . Yarın yine burs peşinde koşacağım. Ve bahsettiğim, akademik sosyallik adına , kurulacak olan organ nakli kurulu için bir toplantıya katılacağım. Bu konuda çoktan bir kitap okudum ben, biliyorum önemini , koordinatörün önemini biliyorum. Ve akdeniz tıbba , yayınladıkları bu kitap , ve organ nakli konusunda ülkemizi getirdikleri konum için müteşekkirim.
Bir labaratuvar istiyorum , rahatça oynayabileceğim , yer altında bir labaratuvar. Ve bir beyaz önlük. Rahatça kirletebileceğim bir önlük. Modern , gerçek bir labaratuvar , 50 lerden kalma değil , 2013 e yakışır bir tane.
Ve yarın yine düşüneceğim. Bilim adamından fazlası olmaya çalışarak ..Belki de ekonomi öğrenmeliyim. Paranın şekillendirdiğini biliyorum dünyayı. Ve strateji oyunlarından gelir , ekonomiyi severim.
Ama zaman az, en iyisi , kaçmalı bu ülkeden. Bir parça hasret toprağı sıkıştırıp cebe , belki bir gün geri gelmek üzere..
Ve düşünüyorum , çıkış yollarını düşünüyorum. Beyin göçü değil bunun adı, beynin besne yönelişi..Bir adı varsa sallayayım belki tutar : nörotaksis.
neyse yatıyorum şimdi . uyumak için 4 saatim var.
----
Sabah odamı darmadağın bırakıp çıktım evden.
Otobüste bırakın kitap okumayı, nook okumak bile zor.. Keskin firenler bugün bana okutmadı..
Erkenden avrupa yakasına geçtim, adresi buldum ve işimi hallettim.
Sabah sabah vapura binmek, paltonun kalitesine güvenmek ve rüzgara bırakmak saçları..
Okula geldim ,ve incelememe devam ettim. Evet , problem devam ediyordu. Dersler anlaşılmaktan öteydi ..Kararımı veriyordum artık, ciddi temeller üzerine kararımı veriyordum , arkadaşlarımın da fikirlerini alıyordum. Onlar da bana katılmaya başlıyor, yavaş yavaş aynı şeyleri düşünüyorlardı...
Çıkışta yabancı arkadaşlarla biraz görüştük , bir şey farkettim.
Kenyalının dişi beyaz ve güzeldi..
Kadıköy ve metro..
14 kişi beyaz bir masada toplandık , yeni bir kurulun temellerini attık. Öğrenci eliyle ilk defa gerçekleştirilen , organ nakli kuruluydu.
Tekrar kadıköy , çok satan jetonlu dönerci .. Tekrar merak ettim etin nereden geldiğini , ama sormadım. Ketçap istemeye bile çekinirdiniz bu mekanda , sanki bedava satıyorlar(!) Eve geldim , çalışma çabası boşuna , uyuya kaldım ve 1 de uyandım. Saat şuan 3.30 ve uykum yok. Eşyamı hazırladım , yarın basketbol seçmelerine katılacağım.
kulaklık, nirvana ve karanlık.. odamı parlatands laptoptan gelen ışık.. Kalem tutmaz ellerim, ama klavyeyi severim.. Bİr yandan günlük yazıyorum ve bir yandan da diyorum
rape meeeeeeee!!
Bu arada, internet sorduğum komşunun çocuğundan hala haber gelmedi , halbuki tamam abicim demişti.
Kağıdın üçte birini anca bitirdim, ve sınava az kaldı. Geçemezsen zikiyorlarmış , çok sıkıcı dersmiş , ortalama da düşermiş , ölümmüş ölüm yani bu sınavı mutlaka geçmek gerekiyormuş.
Medikal ingilizce hocasına birkaç şey soracağım. Mesela strecher .. Bilmezse karşısında sigara yakar , derin derin çeker ve yüzüne üflerim
Neyse ben şu sınavı bir geçeyim de..
Kızların nasıl çalıştığını hissedebiliyorum. Belki benim kaybettiğim kağıdımı da bulup çözmüşlerdir, ikinci defa yani.
Geçen sene , cerrahpaşanın ilk 10 unda 9 kız var diye duymuştum. Ama gözle görmeden inanmak güç. Bizde öyle olacağını zannetmiyorum. Bunu da gösterecek zaman.. izleyeceğim çünkü izleyici konumundan çok eğlenceli oluyor hayat.
----
Medikal ingilizce sınavına girdik çıktık. Sınav açıklandı da.. Ortalama bir puanla geçmişim. Doksanları görünce, tıp hayatımın erken bir resmini görmüş gibi hissettim kendimi , acaba hep böyle mi olacak. Hep ortalama bir not mu alacağım ?
Şuan evdeyim , yine gece yarısı , yine yazıyorum. Bayram tatiline girdik , 9 gün okul yok. Önceki gün biriyle tanışmıştım , bir amerikalı , ama ben alman demek istiyorum. Almana o kadar benziyordu ki , kendisi kökenini bilmese de, bence kesin almandı . Hem şu soruma da cevap veremedi, is it true that there are 80 million german living in amerika milletten insanlar var dedi , mesela italyan kökenli amerikalılar dedi. Mario Puzo dedi.. Laf ispanyolcaya geldi .. Kaliforniya dedim.. O da biliyordu, kaliforniyalıydı çünkü. Amerikada hkümet adına çalışmış , emekli bir alman .Türkiyeyi çok beğenmiş , ve tramvaya binmek yerine yürümeyi tercih edermiş. Ayrıca o dev gemilere karşıymış. Sanat galerisinin önünü de tıkıyorlarmış , manzara görünmüyormuş. Hem kötü görünüyormuş o dev gemiler.. Creepy people mış onlar..Görüşleri çok güzeldi çoğuna katılıyordum. 2-3 amerikalı yazardan bahsettim , amerikan edebiyatı da okuyorsun demek dedi.. Amerikalılara bak dedim , edebiyaları da olmuş(!) .
Bugün bayramdan önceki cumaydı. Otobüs biletini erkenden almak yerine, karambole bırakmak istedim kendimi..Cevaplar aynıydı hep.
Dolu efendim.
Yer yok.
Malesef..
Dolu..
Sonra aldım bir bilet, çok şanslıymışım.. Kadir gecesi doğup doğmadığımı sordu görevli. Ciddiye almadım. Otobüs 1 saat 45 dakika geç geldi Çok yorulmuştum.orgun bacaklarım için oturuyordum, başka birşey için değil. Kalabalık bir otogar, bayram telaşı ve bağrışmalar..Kaldırıma oturmuş , kitap okuyan biri var.
Nookumu birkez daha sevdim.
Arkamdaki kızı okulda görmüş gibiydim. Bir oğlanla konuşup duruyordu. Kız kıvırcık saçlı , küçük yüzlü, neşeli ve meksikalıları andırırcasına esmerdi. Gözümü alamıyordum , çünkü güzeldi ve merak ediyordum , okulda görmüş gibiydim. Sonra amaan dedim , sormaya da ekindim. Ne yani dedim , okuldan olsa ne olmasa ne.. Seviyeni düşürme.
Otogarda bir eski arkadaşımla karşılaştım , bir de yeni.. ve yeni arkadaş edindim. Benden 5-6 yaş büyük bir mimarlık öğrencisi. Görüşlerimizin çoğu uyuyordu. Sağlam temelli bir arkadaşlık başlattık ,hayırlısı.
Önceki gün kütüphaneye üye oldum. Sevdiğim , uzmanlaşmak istediğim bir akademik kitap aldım.
Metroda geçti günüm, bir ileri gittim bir geri..Bir adli sicil kaydı almak için, adliyeye valizle girdim. Kemerime kadar çıkarttım , valizdekileri de çıkarttım..Aq dedim , vereceğiniz belgeyi s*keyim. Yapacağınız metroyu dedim , ne kadar da aşağıda.. Metrodan indim, oha dedim, adliye ne kadar da uzakta..Aq simitçisi , bilmiyorsan bilmiyorum de , neden yanlış adres veriyorsun dedim.Ani bir firen yaptı dolmuş şöförü , yapacağın freni dedim..Yani diyemedim ,karikatür gibiydi işte. Bir baloncuk çıkartın kafamdan ve bu cümleleri yazın işte. Bugün çok küfrettim. istanbula sinirlendim , kaliforniyaya küfrettim. Çünkü öyle yapıyordu okuduğum bir yazar.. Çok geç geldi otobüs. Gecikme 5 dk olur 10 dk olur ,bir buçuk saat gecikme mi olurmuş aq dedim. Az daha bileti iptal edecektim , sonra tüm otobüslerin geciktiğini farkettim. Çok küfrettim bugün. Ve yeni biriyle tanıştım , yolculum boyunca konuştuk. Ben indim , o da uyuyabilirdi şimdi.
F*ck you dedim , f*ck you california!
indiğimde saat on bir buçuktu. Şansın kollarına bırakırsan kendini , işte böyle bilet bulamazsın işte. Şehre yaklaşınca, şehrin dışında bir petrolde, gecenin 11 inde , oturdum bir çay içtim. Böyle yerleri seviyorum , kalabalığı da. Tesisin petrol kısmına yanaştım, pompacıların hiç bitmez çalışmalarını inceledim. Ve tüp takmak,benzin gibi olamamıştı. Pompacılar için halâ büyük bir sorundu...
Annem aradı, endişelenme oralarda baban gelecek dedi. Şaşırdım, keşke şimdi sigaram olsaydı dedim .Endişelenecek ne var dedim kendi kendime, burası gayet güzel.
Memleket, internet ifade ediyordu benim için.Wınn halâ ulaşılamayacak kadar pahalıydı çünkü. Hem , ben alışamam öyle sınıra, kotaya.. Damardan 200 miligram internet.. Kendime geldiğimde 1 gün geçmişti. Gözlerimi açtığımda valizini ortadan kaldır diyorlardı. Halâ aynı görüyorlardı beni. Oysa istanbulda böyle değildim ki. Onların da hakları vardı ama bunu bilsem de, uygulamam zordu. Karışanım edenip yok, kota da yok..
Çeviri yaptım bugün, premedikal bir kitaptan çeviri..Zorlanmadım ama, çok zaman aldı birkaç sayfa..Çok da güzel içerikleri vardı. Alıntı yaptım ve yayınladım. Ben dedim, hedeflediğim gibi yüzlerce kitabı nasıl çevireceğim? Düşündüm. Yetenekli insanları düşündüm. Başkasının okuduğu hızda çevirebildiğimi hayal ettim. Yetenek dedim, herkese uğraştığı alanda zamanın verdiği bir hediye değil mi?
29 Ağustos 2013 Perşembe
aynı çelişkiler
oktay sinanogluyla aynı çelişkileri yaşıyorum , ama belki de ondan 3 yıl geç. 3 yıl küçüğüm yaşımdan.
21 Ağustos 2013 Çarşamba
öğrenmeyi öğrenmek Mathemagic : (Arthur benjamin) ve Hafıza (Joshua Foer)
Ayrıca hafıza için "neurobics" araştırın. Ben şu kitabı okudum ama size önermem okumaya değmez. "Keep your brain alive" Kitapta kısaca , günlük aktivitelerimizde kendimizi hafızamızı kullanmaya mecbur bırakarak(mesela eve girdiğinizde gözünüzü kapatarak eşyaların yerini hatırlamaya çalışmak) , hafızamızı geliştirebileceğimizden bahsediliyor.
Değişiminden korktuğum , Tıp yoluna çıkıştaki Temel Felsefem
1) Diğer bilimlerle de beslenerek ve olayların kökenini anlamaya çalışarak , bir hekimden ziyade bir bilim adamı olmak.
2) Dünyada laubalilik kaldıramayacak bir iş varsa o da tıpdır. Hastamı , kendi annemmiş gibi candan tedavi edebilmek için , öyle bir öğrencilik sürecinden geçmek istiyorum.
3)Bahsedilen öğrencilik sürecini , hem tecrübe ederek hem de eskilerin tecrübelerini duyarak bulmak ve buna uymanın gerekliliğini alt dönemlere duyurmak. Türk tıbbına , kalıcı bir öğrenme mirası bırakma yolunda , sanırım ilk adımım olacak.
4) her ne kadar Darvin'e burda paye vermek istemesem de , şu sözü , yanlış teorisini savunmak için kullanıyor olması sözün yanlış olduğunu göstermeyeceğinden , alıntılıyorum. " en güçlü ve dayanıklı olan değil , ortama en çok adapte olan hayatta kalır ve neslini devam ettirir."
Burada bizim için bahsedilecek olan ortam , öğrenme yolunda 21 yy 'da bize en uygun olan ve bizim için ideal olandır .
-Birlikte mi çalışacağız , kendi başımıza mı ?
-Kitaptan mı çalışacağız , nottan mı ? Yoksa e book ve elektronik cihazlardan , ya da wiki , ya da henüz olmayan ideal bir websiteden mi ?
- Not için mi çalışacağız , öğrenmek için mi?
-Sisteme mi uyacağız yoksa , sistemi mi ideal olana uyduracağız ?
-Tıp gerçekten zor mu olacak , yoksa gençler bir kolayını mı bulacak?
* Kişisel arasında Etkileşim ve iletişim (sebepleri çok derin) , başarılı olabilmek için temel gerekliliklerdendir. Biz de Türkiyedeki tıp öğrencilerini bir araya getirip fikir alışverişi yaptırabilecek , ortamı , değiştirmek için el ele verdirebilecek miyiz?
Banane mi diyeceğiz , bize dokunmayan yılanın yaşamasına daha kaç yıl izin vereceğiz ? Hata ya da eksikleri gördüğümüzde , çözümünde çaba harcamak için , çok değer verilen biri olmayı mı bekleyeceğiz ?
Her konuda geri kalmaya alışmış bir milleti , tıp alanında nasıl ilerleteceğiz? Tıbbın tek başına ilerlemeyeceğini bildiğimizden diğerlerini nasıl değiştireceğiz ? Ne zaman kendi MRI cihazımızı üreteceğiz ?
Birbirimizle fikir alışverişi yapabilmemiz için, birinin para kazanacak bir şirket kurmasını mı bekleyeceğiz ?
Ve henüz aklımızın ucundan dahi geçmemiş ama ideale ulaşmak için geçmesi gereken, kritik sorular nerede ? Bu soruları hangi kitabın derinliklerinde bulacağız ? Nereden ilham alacağız ? Kendimiz konuşmak yerine , ne zamana kadar TEDMED konuşmaları dinleyeceğiz ? Karşımıza daha sorunlar çıkmadan , çözmeyi düşünebilecek miyiz? Paramız otobüs parasına ancak yeterken ve yeterince türkçe kaynak yokken , filmler ve medya başka şeylere özendirirken , herkes para peşine düşmüşken, neden mi okumayan bir milletiz ?
Sorular sorular...
Ve devamı gelecek yazılar
Bir kıvılcım oluşturabilmek dileğiyle
Saygılar.
20 Ağustos 2013 Salı
Tıp eğitimi ve öğrenme Yöntem üzerine
Yöntem , muhtemelen üzerinde düşünmemiz gereken temel konudur. Liseden ve eğitim sisteminden kurtulduktan sonra , kendimiz olabilmenin , severek çalışabilmenin yolunu bulmamız, sistemin engellerine takılmadan , ideal bir öğrenci olmamız... Yoksa bıraksak kendimizi , sistem bizi nereye götürecek ?
Bu süreçte karşımıza bir çok sorun geliyor.
-Bilginin çok , zamanın az olması
-Tıp için Öğrenmeyi öğrenme
-Severek , eğlenerek öğrenme
...
Ne doktoru?
Ne doktoru sorusu , muhtemelen tıp öğrencilerinin karşılaştığı soruların en tepesinde yer alır. Bu soru aslında çok doğrudur. Çünkü tıbbın her bir dalı başlı başına bir ilmi deryadır. Hem bu soru , öğrenciyi seçmeye iter . Öğrenci seçmelidir , bence daha 1 ya da ikinci sınıftan karar vermelidir. Ama bilmediğin bir şeye nasıl karar verebilirsin ki ? İşte bu yüzden, ilk yıllarda , başkalarına kalsa beni alakadar etmeyen , tıp branşlarına çalışmaya , hepsinin gerekliliklerini , heyecan uyandıran noktalarını ve geleceğini incelemeye karar verdim.
Bu süreç , tıbbı anlamama yardımcı oluyordu, ama ben bir türlü karar veremiyordum..
Diyagnostik dallar[değiştir]
Klinik laboratuar
Patoloji
Radyoloji
Klinik disiplinler[değiştir]
Acil tıp
Adli tıp
Aile hekimliği
Dermatoloji
Dahiliye - (İç hastalıkları):
Geriatri
Endokrinoloji
Gastroenteroloji
Hematoloji
Nefroloji
Onkoloji
Romatoloji
İmmunoloji
Enfeksiyon hastalıkları
Göğüs hastalıkları - (Pulmonoloji)
Kardiyoloji
Genel cerrahi
Kalp ve damar cerrahisi
Üroloji
Fizik tedavi ve rehabilitasyon
Halk sağlığı
Kadın hastalıkları ve doğum
Jinekoloji - (Kadın hastalıkları uzmanlığı)
Obstetrik - (Doğum uzmanlığı)
Jinekolojik onkoloji
Jinekolojik endokrinoloji
Nöroloji
Nöroşirurji - (Beyin ve sinir cerrahisi)
Ortopedi
Pediatri
Plastik ve rekonstrüktif cerrahi
Estetik cerrahi
Pratisyen hekimlik
Psikiyatri
Radyasyon onkolojisi
Tıbbi araştırmalar ve tıp eğitimi ile ilgili dallar[değiştir]
Fizyoloji
Anatomi
Histoloji
Biyokimya
Biyofizik
Mikrobiyoloji
Tıp eğitimi
Tıbbi biyoloji
Tıp tarihi
Farmakoloji
Tıp bilimleri[değiştir]
Temel tıp bilimleri[değiştir]
Anatomi
Biyofizik
Biyoistatistik
Tıbbi biyokimya
Tıbbi biyoloji
Deontoloji
Fizyoloji
Histoloji-Embriyoloji
Histoloji
Embriyoloji
Mikrobiyoloji
Parazitoloji
Tıp eğitimi ve bilişim
Tıbbi genetik
Tıbbi farmakoloji
Dahili tıp bilimleri[değiştir]
Acil Tıp
Adli Tıp
Çocuk sağlıği ve hastalıkları
Çocuk ve ergen ruh sağlığı ve hastalıkları
Dermatoloji
Endokrinoloji
Fizik tedavi ve rehabilitasyon
Göğüs hastalıkları
Halk sağlığı
İç hastalıkları
Kardiyoloji
Nöroloji
Nükleer tıp
Radyasyon onkolojisi
Radyoloji
Ruh sağlığı ve hastalıkları
Spor hekimliği
Cerrahi tıp bilimleri[değiştir]
Anesteziyoloji ve reanimasyon
Çocuk cerrahisi
Genel cerrahi
Göğüs cerrahisi
Göz hastalıkları
Kadın hastalıkları ve doğum
Kalp ve damar cerrahisi
Kulak burun boğaz hastalıkları
Nöroşirürji - (Beyin ve Sinir cerrahisi)
Ortopedi ve travmatoloji
Ortopedi
Travmatoloji
Patoloji
Plastik ve rekonstrüktif cerrahi
Üroloji
Giriş : Merhaba blog ve merhaba kim olduğunu bilmediğim okurum
Pirates Of The Caribbean by matteonacho
Bu blogda bir tıp öğrencisi ve potansiyel(budding-scientist) bilim adamı olarak arayışlarımı , karşıma çıkan sorunları ve bu sorunların çözümü için verdiğim tepkileri , heyecanlarımı , sevincimi , üzüntümü yani duygu ve düşüncelerimi yazacağım. Daha önce iki kez niyetlenip yazmaktan vazgeçtiğim bu bloğa , uzun süre içimi dökebilmek niyetiyle tekrar başlıyorum...
Şuna emin olunuz ki kimse okumasa da , yazmaya devam edeceğim.
Saygılarımla , Bembeyazgiyinen
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)